Hikaye
Ben Zay Zyke. 2002’nin martında, Amerika’nın ara sokaklarında, egzoz dumanıyla nefes almayı öğrenerek doğdum. Çocukken hayal kurmaya pek vaktim olmadı. Çünkü etrafımda hayallerini toprağa gömmüş insanlarla büyüdüm. Sokakta ne varsa onu öğrendim: dürüstlük, hayatta kalmak ve sırtını yaslayabileceğin tek şeyin kendin olduğunu.
Ev? Vardı ama huzur yuvası değildi. Annem gece gündüz çalışırdı, babam ise ya kahvede ya da ortalarda yoktu. Evin içi kadar dışı da sertti benim için. Okul benim için dört duvar arasında hapis olmak gibiydi. Zorladım kendimi ama bana kalemle değil, anahtarla yol çizilmişti. Motor kapağının altı benim dersliğimdi. Vidayı, yağ filtresini, pistonun sesini öğrendim. Herkes matematik çözerken, ben susturucu takardım. Araç tamiri benim dilim, elim, kimliğim oldu.
Hayatımın dönüm noktası gençliğimin başlarında oldu. Güvendiğim insanlar tarafından sırtımdan vuruldum. O an şunu anladım: Bu dünya adaletli değil, ama ben ayakta durmaya devam edersem oyun bitmez. Duygularımı içime gömdüm, gözaltı morluklarım yorgunluktan çok, yaşadıklarımın iziydi. Beyaz saçlarım yaşımı değil, yaşadıklarımı anlatıyor. Aralarındaki siyah çizgilerse hâlâ içimde kalan karanlıklar.
Aşk? Olmadı demeyeyim, oldu. Ama o da beni olduğu gibi sevmedi. Sokaklarda büyümüş bir adamı sevmek kolay değil. Kafası karışık, kalbi yaralı birini kimse uzun süre taşıyamaz. En sonunda, “kendime yetmeliyim” diyerek çıktım yola.
Los Santos’a gelişim rastgele değildi. Aradığım şey sadece para değildi. Bir çıkış yoluydu bu şehir. Yeni bir hayat kurmak, yeteneğimi konuşturmak, bir şeylerin sonunda galip gelmekti niyetim. Araba tamiri burada işe yarayabilir, dedim. Çünkü ellerim çalışmayı biliyor. İnsanlarla iletişimim kuvvetli. Güveni kolay kazanırım ama bir kere kaybeden için geri dönüş zordur.
Fobilerim var tabii. Mesela örümcekler. Küçüklüğümde yaşadığım bir olaydan sonra tüylerim diken diken olur. Bir de klostrofobi. Küçük, kapalı alanlar beni tetikler. Paniklerim. Ama sokaklar... geniş yollar, açık hava... orası benim sahnem.
Boyum 1.87, vücut yapım sağlam, atletik. Amerikan futbolu hem sporumdu, hem hayattan kaçışım. Sahada da hayat gibi düşüp kalktım. Müziğe sığındım çok zaman. Bas sesleri, eski rap şarkılarında kendi hikâyemi buldum.
Şimdi buradayım. Los Santos’un karmaşası içinde kendi yolumu çiziyorum. Ne tamamen legalim, ne de karanlığın adamı. Sınırda yaşıyorum. Ne gerekirse onu yapıyorum ama kendimi unutmadan. Geçmişim yük, ama bana yön veren tek pusula da o.
Hayat bana hiçbir zaman kolay davranmadı. Ama ben de ona boyun eğmedim. Adım Zay Zyke. Bu şehir beni tanıyacak. Yavaş yavaş, kendi yöntemimle, kendi yolumla.
Ev? Vardı ama huzur yuvası değildi. Annem gece gündüz çalışırdı, babam ise ya kahvede ya da ortalarda yoktu. Evin içi kadar dışı da sertti benim için. Okul benim için dört duvar arasında hapis olmak gibiydi. Zorladım kendimi ama bana kalemle değil, anahtarla yol çizilmişti. Motor kapağının altı benim dersliğimdi. Vidayı, yağ filtresini, pistonun sesini öğrendim. Herkes matematik çözerken, ben susturucu takardım. Araç tamiri benim dilim, elim, kimliğim oldu.
Hayatımın dönüm noktası gençliğimin başlarında oldu. Güvendiğim insanlar tarafından sırtımdan vuruldum. O an şunu anladım: Bu dünya adaletli değil, ama ben ayakta durmaya devam edersem oyun bitmez. Duygularımı içime gömdüm, gözaltı morluklarım yorgunluktan çok, yaşadıklarımın iziydi. Beyaz saçlarım yaşımı değil, yaşadıklarımı anlatıyor. Aralarındaki siyah çizgilerse hâlâ içimde kalan karanlıklar.
Aşk? Olmadı demeyeyim, oldu. Ama o da beni olduğu gibi sevmedi. Sokaklarda büyümüş bir adamı sevmek kolay değil. Kafası karışık, kalbi yaralı birini kimse uzun süre taşıyamaz. En sonunda, “kendime yetmeliyim” diyerek çıktım yola.
Los Santos’a gelişim rastgele değildi. Aradığım şey sadece para değildi. Bir çıkış yoluydu bu şehir. Yeni bir hayat kurmak, yeteneğimi konuşturmak, bir şeylerin sonunda galip gelmekti niyetim. Araba tamiri burada işe yarayabilir, dedim. Çünkü ellerim çalışmayı biliyor. İnsanlarla iletişimim kuvvetli. Güveni kolay kazanırım ama bir kere kaybeden için geri dönüş zordur.
Fobilerim var tabii. Mesela örümcekler. Küçüklüğümde yaşadığım bir olaydan sonra tüylerim diken diken olur. Bir de klostrofobi. Küçük, kapalı alanlar beni tetikler. Paniklerim. Ama sokaklar... geniş yollar, açık hava... orası benim sahnem.
Boyum 1.87, vücut yapım sağlam, atletik. Amerikan futbolu hem sporumdu, hem hayattan kaçışım. Sahada da hayat gibi düşüp kalktım. Müziğe sığındım çok zaman. Bas sesleri, eski rap şarkılarında kendi hikâyemi buldum.
Şimdi buradayım. Los Santos’un karmaşası içinde kendi yolumu çiziyorum. Ne tamamen legalim, ne de karanlığın adamı. Sınırda yaşıyorum. Ne gerekirse onu yapıyorum ama kendimi unutmadan. Geçmişim yük, ama bana yön veren tek pusula da o.
Hayat bana hiçbir zaman kolay davranmadı. Ama ben de ona boyun eğmedim. Adım Zay Zyke. Bu şehir beni tanıyacak. Yavaş yavaş, kendi yöntemimle, kendi yolumla.