Hikaye
Ertuğrul, 90’ların sonunda İstanbul’un Kadıköy veya Beşiktaş gibi hareketli semtlerinden birinde doğdu. Çocukluğu, mahalle kültürünün ve sporun içinde geçti. Lisanslı bir boksör veya güreşçi olarak ringlerde ter dökerken, kazandığı disiplin aslında ilerideki hayatının temeli olacaktı. Ancak gençliğin verdiği ateşle biraz "fırlama" bir karakterdi; İstanbul’un gece hayatını, hız yapmayı ve çevresinin sunduğu imkanları kullanmayı seviyorsa da kalbi her zaman temizdi.
16-17 yaşlarına geldiğinde, ailesinin ABD’deki geniş akraba ağı ve iş imkanları sayesinde California’ya göç etti. Yeni dünyada, cebindeki harçlık ve altındaki spor arabayla ilk başlarda "şımarık bir zengin çocuğu" imajı çizdi. Ancak bu dönem uzun sürmedi.
Bir gece arkadaş grubunun karıştığı, kendisinin ise sadece seyircİ kaldığı bir haksızlık masum bir adamın üzerine yıkılan küçük bir suç vakası), Ertuğrul’un içindeki adalet duygusunu tetikledi. Sistemin nasıl işlediğini, gücün yanlış ellerde nasıl bir silaha dönüştüğünü bizzat gördü. O gün "şımarık Ertuğrul" öldü; yerine kuralları olan bir adam geldi.
Üniversite eğitiminden sonra rotasını doğrudan Sheriff’s Academy’ye çevirdi. Türk aile yapısından gelen "otoriteye saygı" ve sporcu geçmişinden gelen "fiziksel dayanıklılık" onu akademinin en iyilerinden biri yaptı. Sokakları biliyordu, önemlisi adaletin sadece kitaplarda yazan bir kelime olmadığını, bizzat sokakta uygulanması gerektiğini Benimsemişti
Saha eğitim memuru olarak en tehlikeli mahallelerde görev yaptı. Suçlularla onların dilinden konuştu ama asla hukuktan sapmadı.
Organize suçlar ve çeteler üzerinde uzmanlaştı. İstanbul’dan getirdiği "sokak zekası" sayesinde kimsenin çözemediği düğümleri çözdü.
Dürüstlüğü ve personeli üzerindeki babacan ama sert otoritesi onu üst rütbelere taşıdı.
Şu an departmanın en üst kademelerinden birinde, Assistant Sheriff olarak görev yapıyor. Artık sadece suçlularla değil, bürokrasiyle de savaşıyor.
16-17 yaşlarına geldiğinde, ailesinin ABD’deki geniş akraba ağı ve iş imkanları sayesinde California’ya göç etti. Yeni dünyada, cebindeki harçlık ve altındaki spor arabayla ilk başlarda "şımarık bir zengin çocuğu" imajı çizdi. Ancak bu dönem uzun sürmedi.
Bir gece arkadaş grubunun karıştığı, kendisinin ise sadece seyircİ kaldığı bir haksızlık masum bir adamın üzerine yıkılan küçük bir suç vakası), Ertuğrul’un içindeki adalet duygusunu tetikledi. Sistemin nasıl işlediğini, gücün yanlış ellerde nasıl bir silaha dönüştüğünü bizzat gördü. O gün "şımarık Ertuğrul" öldü; yerine kuralları olan bir adam geldi.
Üniversite eğitiminden sonra rotasını doğrudan Sheriff’s Academy’ye çevirdi. Türk aile yapısından gelen "otoriteye saygı" ve sporcu geçmişinden gelen "fiziksel dayanıklılık" onu akademinin en iyilerinden biri yaptı. Sokakları biliyordu, önemlisi adaletin sadece kitaplarda yazan bir kelime olmadığını, bizzat sokakta uygulanması gerektiğini Benimsemişti
Saha eğitim memuru olarak en tehlikeli mahallelerde görev yaptı. Suçlularla onların dilinden konuştu ama asla hukuktan sapmadı.
Organize suçlar ve çeteler üzerinde uzmanlaştı. İstanbul’dan getirdiği "sokak zekası" sayesinde kimsenin çözemediği düğümleri çözdü.
Dürüstlüğü ve personeli üzerindeki babacan ama sert otoritesi onu üst rütbelere taşıdı.
Şu an departmanın en üst kademelerinden birinde, Assistant Sheriff olarak görev yapıyor. Artık sadece suçlularla değil, bürokrasiyle de savaşıyor.